Mağara, kaya kovuğu gibi doğal oluşumlarla bütünleşen ortaçağ kent dokusu, Hasankeyf’in Batman tarihinde önemli bir yere oturmasına neden olmuştur. Hasankeyf, Batı (önce Roma sonra Bizans), İran ve Orta Asya kültürlerinin buluştuğu bir merkez konumunda olmuştur. Tarihin karanlıklarında, hem bereket, hem korku kaynağı olan Dicle Nehri’nin geçit verdiği noktalardan biri olan bu yerde, kayalık tepelerde ve derin kanyonlarda, doğanın oluşturduğu binlerce mağara, insanlara çok cazip birer sığınak sunmuştur. Bu bakımdan prehistorik (tarih öncesi) dönemlerden itibaren buranın bir yerleşim merkezi haline geldiği varsayılabilir. Hasankeyf tarihinin M.Ö. 7.yüzyıla kadar indiği düşünülmektedir. Antik çağın sonları ve erken Ortaçağ (M.S. 4-6 y.y.) sıralarında bağımsız bir kilise teşkilatının kurulması buranın dini bir merkez haline geldiğini göstermektedir. M.S. 8.yüzyıldan itibaren Arap akınlarıyla, Anadolu’nun İslamiyet’e giren ilk bölgesi olan bu bölge, Selçuklu ve diğer Müslüman beyliklerin fethiyle de kültür ve sanatını değiştirmeden günümüze ulaşmıştır. Özellikle Artuklular’ın bölgeyi fethinden sonra "İpek Yolu"nun önemli geçiş merkezlerinden biri haline gelen Hasankeyf’te, Eski Köprü, Rızk Camii, Ulu Cami, Sultan Süleyman Cami, Kızlar Cami, İmam Abdullah Zaviyesi, Zeynel Bey Türbesi, Küçük Saray, Büyük Saray, gibi eserler bugüne ulaşmıştır. Birçok uygarlığın yaşadığı Hasankeyf’in yanında Beksi, Bozikan, Hazro, Kandil, Rabat kaleleri de Batman’ın diğer kültür varlıklarını oluşturmaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında İluh adlı bir bucak merkezi olarak Siirt iline bağlıydı. 1957’de Batman adıyla ilçe, 1990'da aynı adla il olmuştur. Yerleşmenin en önemli özelliği petrol çıkarımı ve arıtımıdır. Yüzölçümü 4649 km2 olan ilde, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı geçici sonuçlarına göre 446719 kişi yaşamaktadır. Merkez ilçenin yanısıra Beşiri, Gercüş, Hasankeyf, Kozluk, Sason Batman’ın ilçeleridir.
Cumhuriyet döneminde kurulmuş olan bu kentimiz petrol sanayi sayesinde hızla gelişmiştir. Raman Dağı ve Garzan Bölgesi’nde üretilen petrolü arıtmak için kurulan modern Batman Rafinerisi 1955’te işletmeye açılmış ve daha sonraki yıllarda genişletilmiştir. Madencilik ve sanayi alanındaki asıl gelişim, Batman-İskenderun arasındaki 494 kilometrelik petrol boru hattının tamamlanmasıyla gerçekleşmiştir.
İlin ulaşımında İstanbul Haydarpaşa’yı Kurtalan’a bağlayan demiryolu hattı önemini uzun süre korumuştur. 1942’de Batman’a ulaşan bu hat, 1950’li yıllara kadar tek ulaşım damarıydı. Bu tarihten sonra ağırlık karayoluna kaymıştır.
GAP’ın tamamlanmasıyla, ham petrol rafinajının yanında hizmet ve ticaret sektöründe güçlenme sağlanacak ve bakır üretiminde dünya piyasalarını temel alarak ihracata yönelik üretim yapılacaktır.
|