BERDEL HİKAYESİ
(BİR KADININ TRAJEDİSİ) AYNI ZAMANDA BİR KURTARIŞIN ÖYKÜSÜ (Mardin Saraçoğlu ÇATOM)
Hepimizin bir hayat hikayesi vardır. İşte size adam gibi çocuk diye niteleyeceğimiz Doğan G’nin hayat hikayesi.
Berdel (karşılıklı kız alıp verme) usulüyle evlendirilen Veysiye (D.G nin annesi) tam olarak bilmese de 43 diyor yaşını. 17 yaşında, görücü usulü, berdel yöntemiyle evlendirilmiş. O "imam nikahlı" evlilik ile başlayan hikaye şimdi Mardin Teker Mahallesi, ara sokakların birinde, derme çatma bir evde sürüyor.
Mardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı Kocasırt köyünün 10 nüfuslu bir ailenin üç kızından biri olarak doğdu. Aşiret bağları ve dini kurallar çok hakimdi. O nedenle okula gönderilmedi. "Tam yaşımı bilmiyorum ama 17'yi geçmiştim, berdel usulü, Aziz ile evlendirildim. Aziz’in kızkardeşi Ayşe’de benim abim ile evlendirildi. Şu an benimle birlikte olan oğullarım Doğan ve Özgür’ün haricinde eski eşimde kalan ve yaşlarını bile hatırlayamadığım bir kızım ve bir oğlum daha var" diyor ve ekliyor "Abim evlendikten sonra vatani görevini yapmak üzere askere gittiği sırada eşi Ayşe’nin, babasının bulunduğu yer olan Kızıltepe’ye gitmesini ve askerlik dönüşüne kadar orda kalmasını istedi. Aslına bakarsanız Ayşe çok iyi bir insandı o da babasında kalmak istediğinden aralarında çıkan sorunlar yüzünde boşandılar. Onların boşanmaları bizim boşanmamıza zemin hazırladı: Çünkü töre bunu gerektiriyordu. Üç çocuk ile altı aylık hamile iken Şeyhmus beni boşadı. Yalnız ağabeylerimin resmi nikahları vardı, ben ise imam nikahlıydım, ağabeylerimin de bir kız çocukları bulunuyordu."
Gelenekler hayatını karartmıştı Veysiye’nin, ailesinin ona sahip çıkacağını umuyordu. Ancak bir hayal kırıklığı daha yaşıyordu ailesinden. Çünkü onlar Veysiye’nin çocuklarına kendi deyimi ile "piç" gözüyle bakıyorlardı ve çocuklarını öldürüp dereye atmasını söylüyorlardı bunu son çocuğu olan Özgür de denemiş ama ana yüreği buna müsaade etmemişti.
Mardin Merkeze taşınarak hayatını orada yaşamaya karar verdi. O artık dul bir kadın ve yetim iki çocuk annesiydi hayatında çektikleri zorlukları o bizlere her anlattığında yüreğimiz burkuldu acıyla dinlemek zorunda kaldık. Onun bizlere anlatmış olduklarının belki de yüzde birini sizlerle paylaştık. Geride kalan açlık, sefalet ve yoksullukla geçen dönemi artık sizler tahmin edebilirsiniz. Biz arkadaşlarla Doğan’ın ve dolayısıyla ailesinin hayat hikayesini dinledikten sonra şu kanaate vardık. Yaşadıkları eve tabi buna ev denirse derme çatma aylık 35 milyon kira ödeyerek oturuyorlar. Anneleri evlere gündelikçi temizlikçi olarak çalışmaya gidiyor. Her gün kesintisiz olarak Mardin Belediyesinin Aşevinden çocuklarına yemek getiriyor. Bir televizyonları var halen siyah beyaz onu da temizliğine gittiği bir doktor eşi vermiş. Onun haricinde hani insanların çok kıymetli eşyaları olur ya onu nereye koyup muhafaza edeceklerini bilmezler ya işte onların da o paha biçilmez değeri bizim imkanlarımız ile Turkcell A.Ş de çalışan Nazan AKARÇAY adlı hayırsever den temin etmiş olduğumuz bisiklet onu nasıl özenle, itina ile korunduğunu görürseniz içiniz burkulur. Onun haricinde evlerinde üzerinde yatılabilecek bir yatakları bile yok.
Sonuç olarak yine bizim kendi imkanlarımız ile Add medya grubunda çalışan Seher ERDOĞAN adlı şahıs tarafından Doğan'ın ailesine aylık 160 YTL. nakdi yardım, giyim, kırtasiye ve gıda yardımı yapılmaktadır.
Kim bilir belki de Doğan Saraçoğlu ÇATOM’da açılmış olan Çocuk Okuma Odamıza gelmemiş olsaydı, belki de hayat ile olan mücadeleleri daha dramatik olabilirdi. Bu yardım Doğan ve ailesinin hayata bakış açısını değiştirdi. Veysiye GÜMÜŞ’ün hayat ile olan mücadelesinde yaşama azmi ve kurtuluşu oldu.
KAYIP KADIN HAKLARI ARANIYOR - Ş.E, ÇATOM Katılımcısı
Üç beş yaşımdan beri itilip kakıldım. Önceleri itaat etmesini, sonra da sadık kalmayı öğrendim. On beş on altıda kendime geldim. Peki ama ben neden okula gitmiyorum? "Nerede görülmüş kızların okula gittiği? Evinde oturursun, yemektir, çamaşırdır oyalanırsın. Öyle birini münasip görürsek seni evlendiririz" dediler. On yedide evlendim, şehre gelin gittim. Yüzünü hiç görmediğim birine eş gittim. Hemen çoluk çocuğa karıştım. Gördüm, evet gördüm. Televizyonda gördüm, alışveriş yaparken gördüm, doktora giderken gördüm. Bir çok yerde çalışan, okuyan başarılı kadın, kız gördüm. Bize neden bunlar öğretilmedi? Göz yaşlarım siler mi geçmişimi, geri getirir mi çektiklerimi? Haykırış var içimde. Haykırsam duyar mı sesimi kimse? Yoksa "köylüdür, cahildir" diye gülüp geçerler mi acaba? Doğarken herkes saf bir bebektir, boş bir sayfa gibidir. İyi yazarsan iyi olur, kötü yazarsan kötü olur. Peki ama bunda suçlu kim? Suçlu annem mi, suçlu babam mı, yoksa eşim mi? Hayır sadece onlar değil, siz hepiniz suçlusunuz, evet suçlusunuz. Anlamadınız değil mi? Kadın bir köle değil, kadın bir yaratık değil, evlenip de aldığın bir hizmetçi değil. Çocuklarına ana, yar, eş olacak. Hani çok sevip de aldığın, "nazlı gülüm" dediğin. İkinci gün attığın tokat da bu sevginin tuzu biberi mi oldu? Yapmadığınızı bırakmadınız, kadındır kızdır elbet evine bakacak çalışacak dediniz, kar kış demeden tarlaya yolladınız. "Çocuk hasta" dedim, senin yavrun, sırtlatıp hastaneye gönderdiniz. Güzel süslü insanların yanında "Tanımam etmem, acıdım da getirdim" dediniz. Başımı önüme eğdirip gözyaşı döktürdünüz. Evet yeni uyandım, kırkımdan sonra da olsa uyandım. Babamın beş evladından biriyim, mirastan ben de hakkımı isterim. Kadınım ama, ben de evladıyım, okuma yazma öğrenmeyi isterim ben de, sevip sevilmeyi isterim. Nerede eşitlik, köşe bucak arar oldum. Milyonlarca sene evvel kaybolan kadın hakları, kadını kadın yapan kutsal kılıp yüce tutan KADIN HAKLARI ARANIYOR.
A.B, 20 yaşında, Batman ÇATOM okuma yazma kursu katılımcısı
Hep nakış işleyecek değiliz ya, daha değişik şeyler istiyoruz... İlkokul diploması alıp dışardan bitirmek istiyorum. İçimde yara oldu, diplomamın olmaması. Ailelerimiz bize gelecek sağlamadı, şimdi olgunlaştık ve kendi ayaklarımızın üstünde durmak istiyoruz, evlenip boşanırsak ortada kalacağız... Diploma olmayınca her kapı yüzümüze kapanıyor. Okumak isterdim, araştırmacı- köşe yazarı olmak isterdim, en doğru haberi yazmak isterdim. Kadınların ezilmesi kader olmasın diyorum. Kadınlar horlanmaktadır. İnsan kendini değiştirdiği takdirde karşısındakini de değiştirebilir. Güneydoğu'da sadece erkek kadını ezmiyor, kadın da kadını eziyor. Bir yerde okumuşlarsa doktor ya da hemşire olmuşlarsa, bizi laflarıyla eziyorlar, kovmaktan beter ediyorlar. Beni ne hakla eziyorsun? Benim diplomam yok, ama kafam var!...
|