M.S, Mardin-Nusaybin ÇATOM Sorumlusu
Ortaokulu dışardan okuyan bayanları kayıt için ailelerini ikna etmek için neler yaşadığımızı anlatmama gerek yok. Şimdi 55 bayanı okutuyoruz. Ücretleri kaymakamlıktan sağlandı. Sınav günü erken kalkıp ÇATOM’a arabaları getiriyoruz. Bizim gözetimimizde yoklama yaparak bayanları tek tek bindirip onlarla sınav yerine gidip, yine tek tek sınav yerine bırakıyoruz. Gelirken de yoklamalarını alarak herkesi ÇATOM’a getiriyoruz. Böylece ailelerin de mazeret gösterecekleri bir şey kalmıyor. Bu yıl bir kaç kişinin babaları geldi. ÇATOM’u tanımak isteyip kızlarını okula göndereceklerini söylediler. Dışarıya çıkmalarına izin verilmeyen genç kızlar, şimdi haftanın belirli günlerinde ÇATOM’a gelip matematik, fen, Türkçe, İngilizce derslerine katılarak içine bile giremedikleri okul hayatını yaşıyorlar. Üniversiteye giden öğrenciler gibi kitap ve defterlerine sarılarak ÇATOM’a gelmeleri ve birbirlerine problem sormaları bizi gerçekten çok mutlu ediyor, ne kadar büyük işler başardığımızı daha iyi anlıyorum. Genç kız ve kadınlarımız eğitime aç. Dul bir bayanımız Milli Eğitim Müdürünün bize bir ziyaretinde “ne olur, bizi eğitin, bize de diğer öğrencilere verdiğiniz ilginin aynısını verin. Biz okumak eğitilmek istiyoruz” demesi orada bulunan herkesi çok şaşırtmıştı.
ÇATOM’a katılımcı getirmek için neler yaşadığımızı söylememe gerek yok. Kızlarını ÇATOM’a bile göndermekte tereddüt yaşayan Nusaybin'li ailelerin, şu anda 8 kızı Kilis'te bir eğitim programına katılmaktadır. Nusaybin'de, bizim burada böyle bir şeyi yapmak gerçekten kolay değil. Şimdi rahatlıkla Mardin'e yanımızda eğitime götürebiliyoruz. Birlikte etkinlikler yapıp her faaliyeti yaptırabiliyoruz. Bazı durumlarda aileleri de işin içine katıyoruz. Bir kızın çalışması ayıplanıyordu. Şimdi iki dul bayanımızı kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ve rahat hissedebilecekleri işlere yerleştirmişiz. Bir bayanımıza ev kiraladık, herkes evinden bir şeyler getirdi, ufak eşyalar tamamlandı. Buzdolabı ve çocuklarına televizyon istiyor. Bunlar pahalı diye yardımcı olamadık. Ama bunu da yapacağımıza inanıyorum.
İki ay önce bir bayan ÇATOM’a geldi. Eşinin öldüğünü ve 8 çocuklu olduğunu, erkeklerin küçük olduğunu söyledi. Demek istediği kızları çalıştıramayacağı ve ayıplanacağıydı. İnanın arkadaşlar, karşıdaki kişinin güvenini kazandıktan sonra ve o güveni aldıktan sonra yaptıramayacağınız şey yok. Şimdi o bayanın üç kızı, biri mağazada biri çikolata bayisinde ve biri de ilköğretim okulunda çalışıyor. Ayda bu üç genç kızımız 750 YTL eve götürüyorlar. Her iş çıkışlarında birbirlerini tutup beni ziyarete geliyorlar.
E.H, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı
Merhaba;
22 yaşındayım. İlkokul 3. sınıfa kadar okudum ve daha sonra kızlar okumaz diye okutmadılar. Bilmiyordum ki kızların da okumaya hakkı varmış, daha sonraları öğrendim.
Halı atölyesine gittim. 6 ay orda çalıştım. Sonra halı atölyesi kapandı, ayrılmak zorunda kaldım. Birkaç ay sonra bir trikotaj atölyesine gittim. 8 ay orada çalıştım. Birincilikle belgemi aldım. Kurslar bitmişti ve ben yine eve kapanmıştım. Ama içimde hep bir yükselmek hep bir yerlere gelerek kendi ayaklarım üzerinde durup daha da zirvelere çıkmak istiyordum. İmkansız imkansız...
Hep hayalimde bir iş kadını olmak vardı. Bu hayalimi gerçekleştirmek için kendime bir örgü makinesi aldım. Babam almamı istemiyordu ama direterek makinemi aldım. 8 yıl evde örgü yaptım. Sonra ÇATOM diye bir yerin varlığından haberdar oldum. Gitmeme izin vermediler. O akşam sabaha kadar ağladım ama amacıma ulaştım. Ailem izin verdi.
Hiç unutamıyorum ilk gittiğim günü çok çekindim. Fakat o ortama girince bırakamıyorsunuz, şimdi de o ortamın aşinasıyım. 2. Kademe sertifikamı aldım. ÇATOM’un sayesinde benim de bir ilkokul diplomam var. Biçki-Dikiş, el sanatları, nakış, bilgisayar, sağlık, ev ekonomisi, beslenme eğitimi aldım.. Bu eğitimlerle beraber daha da bilinçlendim. Benim çocuklarım benim gibi olmayacak...
Yalnızca bunlara katılmadım ki. Onlarla beraber panellere, sempozyumlara, sinemaya, açılış programlarına, piknik, gezi, çaylar, partiler, özel gün ve kutlamalara katıldım. Aradığım her şeyi ÇATOM’da buldum.
Mikro Kredi diye bir şey duydum ve ÇATOM’a koştum. Hocam bana yol gösterdi bana her şeyi anlattı. Kredinin amacı ev eksenli çalışan ve mağdur durumda olan bayanlara yönelikti. Bana çok iyi bir fikir geldi. Kazanacaktım, yaşlı anne ve babama, kardeşlerime bakacaktım.
Belediye’ye gittim artık hayallerim yavaş yavaş gerçek oluyordu. Şans benim yüzüme gülmeye başlamıştı. Kendimi bir iş kadını gibi hissediyordum. Belediye’den aldığım parayı değerlendirdim fakat bu arada geri ödemelerde başlamıştı.11 ay süren bu ödemelerimizi nasıl ödeyeceğim diye düşünürken yine şans yüzüme güldü. ÇATOM’dan beni aradılar. Fıstık ayıklanacakmış ve ben de hemen katıldım. Hiç boş durmamalıydım, çalışmalıydım. Artık ben para kazanıyordum, artık ben aileme bakıyordum, artık ÇATOM benim bir evimdi.
Bir gün ÇATOM’a bir bayan geldi. Benimle biraz sohbet etti. Kendimi anlattım, ne kadar zorluk çektiğimi, hayatla geçim kavgasıyla nasıl mücadele ettiğimi ve ÇATOM’un benim hayatımı nasıl etkilediğini, bir dönüm noktası olduğunu ve ben artık farklı bir Emine oldum. Ailemin bakış açısı farklı oldu. Ailem bana o kadar güvenmeye başladı ki bir şey olduğu zaman benim fikrim daha baskın olmaya başladı.
Daha sonra bu bayan beni Mardin’e seminere davet etti. Nasıl gidecektim, korkumdan aileme nasıl söyleyecektim. Eve gidince konuyu yavaştan açmaya başladım ve ailem de hocamın sayesinde bana izin verdi.
İlk defa Urfa dışına çıkıyordum ve yalnızdım. Ailem yanımda yoktu ama hocalarım yanımdaydı. "Ya bu rüya mı yoksa gerçek mi?" diye kendi kendime söyleniyordum ama gerçekti. O akşam sevincimden uyuyamadım. Ertesi gün yola çıktık. Önce kalacağımız otele gittik. İlk defa yalnız bir yatakta yattım bana yalnızca bana ait bir yataktı...
Ve ben kendimi çok şanslı hissettim. Çok heyecanlıydım... Düşünün ki ben komşuya bile tek başıma gidemezken şimdi Mardin'deyim. "Allahım" diyordum "sana binlerce kez minnettarım".
Çok kalabalık bir seminerdi. Birbirinden bilgili insanlar vardı. O an kendimi gerçek bir iş kadını gibi görmeye başladım. İlk defa yemekte çatal, bıçak kullanıyordum, kot pantolon giyiyordum. Anlatmakla bitiremem ki ikinci gecenin sonunda gece yapıldı. Hocalarımdan istedim bende kalktım oynamaya, eğlenmeye başladım.
Ben apayrı dünyadaydım...
Hayatım boyunca böyle güzel bir gün yaşamayacaktım. Her anı güzel şeylerle geçirdim ve hazırlıklar yapıldı. Geri dönüş saati yapıldı. Ben kendi mezarıma geri dönüyordum. Ama güzel bir 3 gün yaşadım. Bana bunu sağladıkları için önce ÇATOM’a daha sonra beni davet eden UNDP’ye teşekkür ederim.
Ben şimdi çok farklı bir EMİNE oldummm.
BENİ AYDINLATAN GÜNEŞ - N.Y,
Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı
18 yaşındayım. Ev kızıyım. Öncelikle eski hayatımdan bahsetmek istiyorum. Eskiden temizlik, bulaşık, ütü vb. işlerle uğraşıyordum. Bir gün çok sevdiğim arkadaşım bana ÇATOM’dan bahsetti. Orda okuma-yazma, biçki-dikiş, nakış, el sanatları, ahşap boyama, kumaş boyama, ev ekonomisi ve beslenme, sağlık eğitimi, İngilizce, bilgisayar ve gezilerden bahsedip bana tavsiye etti.
İlk önce "olmaz" dedim, daha sonra ise "neden olmasın" dedim. Aileme söyledim beni göndermeleri için yalvardım. Ama maalesef tüm çabalarıma rağmen göndermediler. 1 yıl boyunca umudumu hiç kaybetmedim ve hep yalvardım. Daha sonra 1 ay ağabeyimden ve babamdan gizli gittim. Daha sonra ÇATOM evimize katkıda bulundu, hocalar ve sorumlumuz eve gelerek ailemle görüştü. Ailem beni rahatlıkla göndermeye başladılar. Şimdi annem sabah fırına giderken banada ekmek alıp ÇATOM’a bırakıyor ve öğretmenlerimle sohbet ediyor bundan çok sevinç duyuyorum. Ailem kapalı, dar görüşlü bir aileydi şimdi ise gitmediğim günler "geç kaldın neden bugün gitmedin" diye bana soru soruyorlar. Artık özgürce gidip geliyorum. Burada bütün faaliyetlere katılıyorum. En azından bir nakış mesleğim oldu. Ve burada çok isteyip de yapamadığım şeyi yaptım okudum. Ailem beni okutmadığı için okuma-yazmam yoktu. Kız çocukları okutulmaz derlerdi; hep itilip, kakılırdım. Ailem beni çok ezdi. Beni 19 yaşında birine vermek istediler ama artık gözlerim açılmıştı. Direndim direndim...
Beni veremediler başlık parasını alamadılar çok üzüldüler ama zaman geçtikten sonra onlar da hatalarını anladılar. Otobüse bindiğim zaman kara cahil değildim artık her şeyi öğrendim. Yarının iyi bir annesi ve ben çocuklarıma iyi bir gelecek hazırlayacağım.1. ve 2. Kademe okuma-yazma belgelerini aldım. Şimdi ÇATOM’a geldiğim için çok mutluyum...
Hocalarımı çok seviyorum. Çünkü onlar yeri geldiği zaman bizlere annelik, babalık, ablalık, arkadaşlık yapıyorlar. Derdimizi dinleyip bizlere yardımcı oluyorlar, gerekirse ailelerimizle görüşüyorlar. Onlara sonsuz teşekkürler. Şükranlarımızı borçluyuz size az ve öz olan hayatımı anlattım. Bu güneş beni çok aydınlattı. ÇATOM’ların çoğalmasını bizler gibi katılmalarını istiyoruz. Beni aydınlatan güneşin onları da aydınlatmasını istiyorum. Hakkımı savundum hak alınmaz verilir bunu öğrendim…
Sevgilerle...
A.D, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı
42 yaşındayım. Bu yaşıma kadar cahil hiç bir şey bilmeyen bir insandım. 18 yaşında evlendim. Ailem beni berdel olarak verdi. Evliliğim çok güzeldi eşimi çok seviyordum ve çok mutluydum. Berdelim eşiyle anlaşamayınca ayrılana kadar. Beni ailem zorla eşimin yanından aldılar. Küçük çocuğum vardı elimden alıp sevdiğim eşime verdiler o da bakamayınca çocuğum da öldü. Babamdan nefret ettim "sen o eve gidersen seni öldürürüm" diye tehdit ediyordu. Eşim ve ben birbirimizi çok severken birbirimizden ayırdılar. Beni kalkıp bir başkasına verdiler. Şimdi 5 çocuğum var. Daha sonra ÇATOM diye bir yeri duydum ve gelmeye başladım. ÇATOM bana neler getirdi bir bilseniz....
Resmi nikahımı yaptılar. Önceki evliliğimde nikahım yoktu daha sonra bilinçlendim anladım ki nikahım olsaydı babam mutluluğumu bozamazdı beni ayıramazdı. İş işten geçmişti. Okuma-Yazma öğrendim sertifikamı aldım. Mesela telefon çaldığı zaman "ne" derdim şimdi kibar bir şekilde "efendim" diye cevap veriyorum. Otobüse bindiğim zaman yanlış biniyordum şimdi ise kendime güvenerek her yere gidebiliyorum.
Biçki-Dikiş kursuna geliyorum, çocuklarıma kıyafetler dikiyorum. Sağlık eğitimi derslerine geliyorum eğitim alarak aldıklarımı da uyguluyorum. Ev Ekonomisi dersine katılıyorum daha temiz daha güzel pastalar, yemekler, tatlılar yapıyorum gücüm hangisine yetti ise onu yapmaya çalışıyorum. Maddi açıdan hiç gelirim olmadığı için eşim inşaat işçisiydi. Çalıştığı bina üzerine çökünce şu an evde yatalak bir şekilde yatıyor. ÇATOM bana yardım etti. Vakfa kaydederek yemek ve erzak yardımı alıyorum. Giyim yardımı yapıyorlar ondan yararlanıyorum.
Kızım Çocuk Okuma Odasından yararlanıyor ve ÇATOM sayesinde burs alıyor. Hocalar yeri geldi bana annelik etti yeri geldi bana arkadaş bacı oldu. En güzel olan yanı okumayı öğretti. Konuşmayı öğretti. Sinemaya, pikniğe, konferansa, panele her yere beni davet etti. Bir panel de konuşma yaptım. Bir eğlencede ortaya çıkarak oynamaya, eğlenmeye katıldım.
Mutluyum cahil değilim artık şimdi yalnız başıma her yere gidebiliyorum. Kendime güvenim arttı. Haklarımı savunabiliyorum...
Kendimi seviyorum babamı sevmiyorum ama öldü ölüsüne bile gitmedim. Keşke yıllar önce ÇATOM olsaydı ben bu halde olmazdım.
Herkese teşekkür ediyorum bana bu imkanı sağladığı için benim gibi bayanlar cahil kalmasınlar okusunlar ki benim yaşadıklarımı yaşamasınlar.
Benim adım ANZILHA ama benim hayatım dert, çile, keder, hazin dolu bir hayat yaşadım.
Sevgilerle...
F.P, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı
Merhaba, 55 yaşındayım. 2 yıldır ÇATOM’a geliyorum. Burada okuma-yazma öğrendim okumanın yaşı yok derlerdi inanmazdım. Şimdi ise hem okuyor hem de yazıyorum. 5 çocuğum var biri evli diğerleri bekar. ÇATOM sayesinde ufkum genişledi. Feodal aile yapımda biraz değişiklikler oldu. Eşim kızlarını okutmazdı "kız çocuğu okuyup da ne olacak" derdi. Ama ben kızımı okuttum şimdi ise lise son sınıfta. ÇATOM sayesinde kızıma burs veriliyor okumasına destek sağlıyor.
Eşim değişti ben değiştim. Elimden geldiği kadar çevremdeki ailelere kız çocuklarını okumaları için teşvik ediyorum ve kendimi örnek gösteriyorum. ÇATOM’da Ev Ekonomisi dersi alıyorum. Bu dersle maliyeti düşük beslenme değeri yüksek yemekler, tatlılar, pastalar öğrendim. Çok mutluyum yaşım ilerlediği halde ben okuma-yazma öğrendim. Artık otobüse bindiğim zaman yanlış binmiyorum şoförler beni yarı yolda indirmiyor.
Sağlık Eğitimi dersi aldım ve çocuklarıma daha iyi bakma konusunda kendimi yetiştirdim. Eğitim versin geleceğin en güzel annelerini yetiştirsin. Bana bu yaşımda saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü en önemlisi insan olmayı öğretti.
Her doğan günün ardında bir güzellik vardır ben bunu ÇATOM’da gördüm.
Sinemaya, pikniğe, eğitimlere ve her türlü etkinliklere katıldım. Şimdi ise arada bir ÇATOM’a geliyorum hocalarımla sohbet ediyorum onlar küçükle küçük , büyükle büyük oluyorlar. Ben cahil kalmadım dilerim ki bütün bayanlar da cahil kalmasın.
Sevgilerle...
H.A, Mardin Ömerli ÇATOM Katılımcısı ve Makine Nakışları Eğiticisi
1977 Ömerli doğumluyum. 1996 yılında görücü usulü ile evlendim. Mutlu bir evliliğim vardı. Ta ki 9 Ağustos sabahına kadar. Balkona çıktım, evimin karşısında bir kalabalık. Ne olduğunu anlayamadım. Aklıma hiç gelmeyen bir şey. Küçük bir çocuk kapıya gelip eşimin kaza geçirip, ayaklarının kırıldığını söyledi. Koşar adımlarla merdivenleri nasıl indiğimi hatırlayamıyorum. Olay yerine gittiğimde olaydan yarım saat geçtiğini ve Mardin Devlet Hastanesine kaldırıldığını söylediler. "Bir şeyi yok" hep aynı sözler. Hemen arabaya atlayıp ben de Mardin’e gittim.
Acil Servisin kapısında arkadaşını gördüm. Elbiseleri baştan aşağı kan içindeydi. Ama her şeye rağmen içimde küçük bir umut vardı. Çocuğa yaklaştım. "Ne oldu" diye sordum. Bir şeyi olmadığını söyledi. Bir daha bağırarak sordum. "Doğruyu söyle" dedim. "Başın sağ olsun. Öldü" dedi. Tamir etmek için altına yattığı kamyon başını ezmiş ve beyin kanaması geçirmişti. Dünyam başıma yıkılmıştı. Henüz 54 günlük evliydim ve ellerimde kınalarım vardı. Tek hatırladığım, etrafımdaki onlarca insan olduğu, hepsinin ağzından "yazık, çok yazık" sözlerinin döküldüğü.
Aylarca eve kapandım. Artık hiçbir şeyin anlamı yoktu. O sıralarda ÇATOM faaliyete geçmişti. ÇATOM’la ilk tanışmam 1998 senesindeydi. İki yıl aradan sonra ilk defa toplum içine giriyordum. Kendimi makine nakışları ve sağlık kursuna yazdırdım. Haziran ayına kadar kursa devam ettim. Sergimiz olduktan sonra kilim kursu hariç faaliyetler durduruldu. Bütün zamanım kursta geçtiği için evde oturmak artık zor geliyordu.
En büyük hayalim yedi sene devam ettiğim makine nakışları kurs hocalarımın bana öğrettiğini, benim de başka kızlara öğretmemdi. Sürekli usta öğreticilik için müracaat ettim. Görüşme olumlu geçmişti. Hayallerim gerçek olmuştu. Çok mutluydum. İnanmıyordum. Saha çalışması yaptım. Katılımcılar yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı, güzel ve sıcak bir kalabalık, sevdiğim işi yapıyordum.
Aradan dört ay geçti, artık katılımcılar da nakışı öğrenmişti. Kimisi dışarıdan sipariş alıyor, kimisi de yaptıklarını satıyordu. Bu beni çok mutlu ediyordu. Eylül ayında İzmir Türk Kadınlar Konseyi Derneği ÇATOM’dan kızları, hem gezi amaçlı, hem satış için İzmir’e davet ediyordu ve bu geziye Ömerli ÇATOM’u temsilen ben gidecektim. Çok heyecanlanmıştım. Geziye beraber gideceğim arkadaşlarımı, oradaki ortamı merak ediyordum.
Nihayet o gün geldi. Önce satış için olan eşyaları hazırlayıp arkadaşlarım ve öğrencilerimle vedalaştıktan sonra Mardin’e geçtim, orda ÇATOM misafirhanesinde bir gece kaldım. Orada İdil’den, Dargeçit'ten gelen arkadaşlarımla tanıştım. Hemen aramızda bir kaynaşma başladı. Sabah saat 7:00 de Şanlıurfa’ya doğru yola çıktık. Şanlıurfa’da bizi Gülşah Hanım karşıladı. Şanlıurfa’dan sonra bölgenin aracıyla İzmir’e doğru yola çıktık. Aracın içinde şarkılar söyleyerek, sohbetler ederek ilerliyorduk. Herkes birbirine karşı öyle sıcak ve içtendi ki sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibiydik.
Sabah saat sekizde İzmir'deydik DDY Misafirhanesinde yer ayrılmıştı bize. Dernek başkanı Nilüfer Hanım ve arkadaşları bizi karşıladılar. Hepsi çok içten ve çok sıcaktı. Ortamı hiç böyle tahmin etmiyordum. Dinlendikten sonra bizi alıp gezdirmeye başladılar çok farklı mekanlardı bunlar. Sergi EGS Park alışveriş merkezinde oldu. Orda giydiğim yöresel kıyafetle çok dikkat çekmiştim. Üç gün satış olacaktı. Akşamları misafirhanede kalıyorduk. Sabah kahvaltıyı orda yapıyor sabah 9'da gelip bizi alıyorlardı. Dernek üyeleri, incir altı, tarihi asansör, müzikli yemek, kemer altı, vapur gezisi bunların hepsi çok güzeldi. 9'dan 4'e kadar geziyor, sonra satış alanına geçiyorduk. Ürünlerimiz satıldıkça içimi bir sevinç alıyordu. Ve pazar akşamı sergiyi topladık.
Pazartesi sabahı yolculuk vardı. Ayrılığın hüznü kaplamıştı içimi. Sabah 10'da yavaş yavaş toplanmaya başlamıştık. Dernek üyeleri bizi uğurlamaya geldiklerinde kendimi tutamayıp ağlamaya başlamıştım. Geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Yolculuk sırasında eskiden Dargeçit'te görev yapmış olan ve şu an Uşak Sultanbeyli'de görev yapan Kaymakam Ahmet Bey'in evinde mola verdik orda çok duygulandım. Samimiyetlerini kıskanmıştım ama içinde kalan ve özendiğim bu ilişki şu an ki Ömerli Kaymakamı Savaş Ünlü sayesinde gerçekleşti. Çünkü; bizim kaymakamımız da ÇATOM’a ve katılımcılarına karşı çok sıcak ve içten. Şanlıurfa'ya kadar böyle devam ettik. Bazı arkadaşlarımızda burada ayrıldık.
Benim için ÇATOM’la tanışmak tam anlamıyla ikinci bir hayat. Çok mutluyum.
E.G, Mardin Ömerli ÇATOM
Merhaba. Ben Mardin’in Ömerli ilçesinde oturan 21 yaşında 8 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuyum. Güneydoğu'da yaşamak zordur hele bir de kadınsanız. Doğumumdan beri kadın olmanın eksikliği öğretilerek büyüdüm. Belki bu sebeple babam sadece ilkokulu okumamın yeterli olduğuna karar verdiği zaman karşı çıkamadım. Ama şimdi bana yapılan haksızlıklara karşı çıkabiliyorum. Çünkü üç senedir ÇATOM’u tanıyorum. ÇATOM'da katıldığım kurslar ile hem el becerilerimi hem de kendimi geliştirebiliyorum. Yaptığım ürünleri satma imkanı buluyorum. Kendi kazandığım parayla ailemin karşısına çıkıp "ben de bir işe yarıyorum" diyebiliyorum. Yine ÇATOM'da aldığım hukuk eğitimiyle bu ülkede kadınların da yasal hakları olduğunu öğreniyorum. Meğerse kadın ve erkek eşitmiş! Ben okuyamadım ama benim kız kardeşlerim ÇATOM'dan aldıkları eğitimlerine katkı burslarıyla okullarına devam ediyorlar. ÇATOM bize çok şey öğretti. Evimde olamadığım kadar rahatım ve orda benim de bir söz hakkım var. Orda toplumdan hatta ailemden görmediğim bir sıcaklık var. ÇATOM benim için bitmesini hiç istemediğim bir rüya gibi. Kapısından çıkınca uyandığım ertesi gün olsun da yine aynı rüyayı göreyim diye can attığım tarifi imkansız bir duygu bu. Benim gibi yaşayan tüm genç kız ve kadınların da bu rüyayı görmesini istiyorum.
Ö.Ç, Mardin Merkez ÇATOM
(Ö.Ç: 17 yaşında, Mardin doğumlu. 6 çocuklu bir ailenin kızı. Baba inşaat işçisi, şu anda işsiz. 1997 yılından bu yana ÇATOM’da kilim, bilgisayar, sağlık eğitimi, ev ekonomisi gibi çeşitli kurslara katıldı. Kilim kursundan aldığı sertifikayla Sakatlar Derneği’nde usta öğretici olarak görev yapmakta)
ÇATOM’la nasıl tanıştığımı ve ÇATOM’un insan kişiliği üzerindeki olumlu etkilerini sizinle paylaşmak istiyorum. ÇATOM’la tanışmam okulu bitirdikten bir yıl sonra oldu. Maddi durumumuz elvermediğinden dolayı ve çok istememe rağmen okuyamadım. ÇATOM’da kilim kursunda çalışmaya başladım. Ev Ekonomisi kursuna katıldım, şimdi çok güzel kekler, pastalar yapıyorum. Sağlık dersinden, ana-çocuk eğitimi ve aile planlamasından edindiğim bilgileri önce anneme ve mahalle kızlarına, daha sonra köyde oturan teyzemlere ve köy kızlarına anlattım. Günümüz koşullarında bilgisayar teknolojisinden faydalanarak dünyanın her yerinde gezinti yapma olanağına sahip olduğumuzdan bilgisayar kullanmayı öğrenmek için ÇATOM’da açılan bilgisayar kursuna katıldım. Diyarbakır Büyükşehir Tiyatrosu’nun sergilediği oyunu ÇATOM’daki arkadaşlarla izlemeye gittik. Kurstaki arkadaşlarla beraber tiyatro grubu oluşturup amatörde olsa kendi çapımızda bir şeyler üretmeye çalıştık. ÇATOM’da bulunduğum süre içerisinde sosyal ilişkilerimin geliştiğine inandığımdan burada insanların düşüncelerine saygı göstermeyi, toplum içi davranışları ve insanlarla iletişim kurmayı öğrendim. Ördüğüm kilimin parasıyla Açık İlköğretime kaydımı yaptım ve en önemlisi Sakatlar Derneği’nde kilim hocası olarak çalışıyorum. Çevremdeki insanlar, ailem, arkadaşlarım her konuyu bana danışıp benimle paylaşıyorlar,bundan dolayı çok mutluyum.
N.K, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu
Mahallede yapmış olduğumuz hane ziyaretlerinde bilgilendirmelerimiz bazı ailelerde önemli sonuç yarattı. Örnek verecek olursak 9 çocuğu olan bir ailede 5 kız çocuğu okula gönderilmemişti. Bu ailenin hane reisi ile görüşülmesi, onun da gelip ÇATOM'u ziyaret etmesi katılanların hepsinin kadın olduğunu görmesi ve kızlarını rahatlıkla bizlere güvenerek 5 kızını da ÇATOM'a göndermesi bizlere büyük bir başarı sağladı. Yakubiye'de muhtarlık ve okullar tarafından toplu nikah konusunda duyurular yapılması ve muhtarların cuma vaazında mahalledekilere ÇATOM'u duyurması bizleri çok sevindirdi. ÇATOM'a kadın, erkek herkesin destek vermesi ve burada bizlerle iç içe bir aile olmamız onları ve bizleri çok mutlu etmektedir.
B.B, Cizre ÇATOM’dan Bir Genç Kızın Heyecanı
Ben 9 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğuyum ve ilkokul mezunuyum. 25 yaşındayım. Cizre ÇATOM’a geldikten sonra yaşadığım güzel sürprizlerden birini size anlatacağım. Belki de Cizre gibi bir yerde hiçbir kıza nasip olmayacak kadar güzel bir olay. 28/11/2002 tarihinde, TRT GAP‘ta yayınlanan "Gide Gide GAP" programına, canlı telefon bağlantısı ile katıldım. ÇATOM’daki ortamı, yaşadığım olayları anlatarak, Cizre’deki genç kızların yaşamış oldukları olayları belki de hayatımda ilk ve son kez televizyonda canlı olarak anlattım. Bana gösterilen ilgi ve şefkat karşısında çok duygulandım. Bugüne kadar hiç kimse beni bu kadar önemsememişti. Bu ortam beni çok mutlu etti ve yarınlara daha umutla bağlanmamı sağladı. Ayrıca programa katılmamdan dolayı çevremden ve arkadaşlarımdan aldığım tebrikler kendime olan güvenimin artmasını sağladı. ÇATOM’daki eğitimime ve açık öğretimden almayı düşündüğüm eğitime dört elle sarılmaya başladım. Programdan sonra İstanbul’dan bir ev hanımının beni arayıp tebrik etmesi ayrı bir güzellikti.
Ö.A, Mardin Latifiye ÇATOM Sorumlusu
Karşılaştığımız o kadar çok olay var ki; bunların kimisi çok sevindirici olurken, bazen de üzücü olaylar yaşıyoruz. Diyorum ya mahalle arasında olmak çok farklı. En güzel örnekler Hasine ablanın ev hikayesi. Nasıl zor durumda kalıp bizden yardım etmemizi istemesi, Müzeyyen ablanın kendi ve çocuklarına bakabilmek için dikiş makinesi arayışına girmesi, Vahide ablanın çocukları okutamayacağına üzülüp, kahrolup bizden bir umut beklemesi ve daha binlerce örnek verebilirim. Vahide abladan söz etmek istiyorum kısaca; Vahide ablamız okuma-yazma katılımcımız. Altı çocuklu bir anne. Eşi inşaat işçisi, rahatsız olduğundan pek çalışamıyor. Bir gün ağlayarak benimle bir şey konuşmak istediğini söyledi ve anlatmaya başladı. Meğer eşi artık iki kız çocuğunu okuldan alacağını artık okutamayacağını söylemiş O da "benim gibi kızlarım cahil olmasınlar okusunlar istiyorum. Bana bir yol göster ne yapabilirim" dedi. Ben onu görünce, hele anlattıklarını duyunca çok üzüldüm. "Acaba ne yapabilirim" diye düşündüm ve aklıma Ana-Kültür Derneği geldi. Hemen onları arayıp halen burs verip vermediklerini sordum. Onlar da üç isim alabiliriz dediler. Hemen üç isim verdim. Ama şimdi o üç isim 16 kişi oldu. Vahide ablaya müjdeyi verince o kadar sevindi ki. O sevincini hepimiz birlikte yaşadık. Biz de onunla çok mutlu olduk. Hasine ablamız da bir gün bize geldi, perişan bir durumda. Evini yıkılma tehlikesi ile mühürlemişler ve beş çocukla dışarıda kalmış. Bizden yardım istiyordu. Çok zor durumdaydı. Hemen Valinin yanına çıktık. ÇATOM okuma-yazma katılımcımız olduğunu söyledik ve durumu anlattık. Okuma-yazma katılımcısı olmasına çok sevindi ve ona bir yıllık ev tuttu. Ona giyim, gıda kömür yardımı yaptılar. Hasine hanım hepimize dert olmuştu. Bir şeyler yapmalıydık. Bir de en çalışkan katılımcılarımızdandı. Ve başardık. O da öyle sevindi ki... Bir şeyleri başardığımızı görmek, hele onları mutlu etmek bizi inanılmaz sevindiriyor, çalışma şevkimizi arttırıyor. Müzeyyen ablamız biçki-dikişe geliyor. Eşi üstüne kuma getirmiş kendisine ve çocuklarına bakmıyor. Bir gün TRT'den çekime geldiler. O da durumunu anlattı. 50 Milyon liraya bir dikiş makinesi gördüğünü, ama alamadığını, şayet alabilseydi dikiş dikip, çocuklarına bakacağını söyledi. TRT'dekiler de o parayı bana verip ona o beğendiği makineyi almamızı ve ÇATOM'da dikmesini istediler. Şu an makinesiyle sürekli dikiş dikiyor. Eskiden arada bir gelen Müzeyyen ablamız şimdi her gün geliyor. Ve çok mutlu. Onu makinenin başında çalışırken görüntüleyip bir teşekkür mektubu ile TRT'ye gönderdik. Sevgiler.
|